13° Parçalı az bulutlu

Serhat Duyar: ‘Faiz, Döviz ve Enflasyon Birlikte Yükseliyor, Mesela Yani…’

Uncategorized - Aralık 25, 2020 12:00 am A A

“Merkez Bankası bu aşamada ne yapabilir, ortada bir yangın var. Bu yangın su ile sönecek bir yangın değil. Petrol yangını bu, ne yapacak köpükle müdahale edecek.

Ben olsam ne yaparım; 10 Milyar Dolar şakkadak satarım, şaşırır millet. Hiç beklemedikleri bir hareket.

Niye satıyor, nasıl satıyor derler. Hani rezervi düşüktü derler. Arkadan bir 10 Milyar Dolar daha satarım oldu 20 Milyar Dolar. Yetmedi bir 10 Milyar Dolar daha satarım. Biter, çil yavrusu gibi dağılırlar..

Merkez Bankası böyle müdahale edince ne olur biliyor musunuz, vatandaşın 80 milyar doları var. MB böyle müdahale edince dövizi olanlar paniğe kapılır Dolar düşüyor diye onlarda satarlar. Dolar 2,90 olur. Dolar sakinleşince kimse bir daha dolar almaz.”

Bu sözler; Necmettin Batırel’in 3 Yıl önce CNN Türk ekranlarında Ahmet Hakan’ın Dolar neden 3,50 oldu, nasıl düşer sorularına cevabı.

O günlerde 80 Milyar dolar olan vatandaşın yabancı para varlıkları Bugün 200 Milyar Doların üzerinde. Programda 3,5 liradan 2,90a ineceği iddia edilen dolar bugün 7,65 .

Demek ki rahmetli Kemal Sunal’ın “O biçim ziyafet bir acılı, bir acılı, bir acılı adana daha , 2 tane daha…Mesela yani” repliği gibi olmuyormuş.

Faiz 24 olunca Dolar düştü; ama neticede düşmedi

TCMB, 13 Eylül 2018 tarihindeki PPK toplantısında, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla 625 baz puanlık artış ile politika faizini % 17,75’ten %24’e yükseltmişti.

Dolayısıyla Merkez Bankası’nın politika faizinin 2004 yılından bu tarihe en yüksek seviyeye çıktığını gördük.

Merkez Bankası’nın faiz sopası ile 7TL’nin üzerinden Dolar 6 TL seviyelerine gerilemişti.

MB çok sert bir müdahale ile faizi artırdı. Döviz fiyatları geriledi. Fakat müdahale anındaki rakamlar muhafaza edilemedi.

Biraz da Faizleri İndirelim

7,40 civarında olan ABD Doları önce 6 sonra 5 Liralara inince; bu iş tamam, operasyon başarı ile tamamlandı edası ile bu seferde faiz indirilmeye başlandı.

Hepinizin hatırladığı; 1 yıl ödemesiz, hiç peşinatsız, adeta üste para verilecek imkânlarla konut satışı ve tüketim özendirildi.

O günlerde birçok kişiden duydum;” hiç ihtiyacım yok ama reklamlar, imkânlar o kadar imrendirdi ki ev alasım geldi”

Aslında borç ile büyümenin sonucu faizin bedelini ödüyoruz. Enflasyon düşmeden faizi düşürmenin, piyasaya müdahalenin bedelini ödüyoruz.

Enflasyon düşmeden müdahale ile faiz düşer ise, döviz talebinin arttığını dolayısıyla döviz fiyatlarının yükseldiğini hasılı; faizin yeniden artma mecburiyetine şahitlik ettik.

Sarmaldan Kurtuluyor muyuz?

Yakın zamanda yaşadıklarımız faize yapılan müdahale ile ne döviz fiyatlarının nede enflasyonun düşmesinin kısa görüntüden öteye geçemediğini gösterdi. Bunu idrak ederken de hep birlikte bedelini ödedik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD seçimlerinin netlik kazanması ve Bakan değişikliğinden sonra yaptığı ilk açıklamada; “Ekonomi, hukuk ve demokrasiye yepyeni bir seferberlik başlatıyoruz. Salgın sonrası yeniden şekillenecek küresel düzende ülkemizi hak ettiği yere çıkartacak adımları kararlılıkla atıyoruz.” Söylemi umutları yeşertti.

Sonrasında yaptığı açıklamalarda Erdoğan; Reform çalışmalarına başlanacağı ve yabancı yatırımcının önündeki engellerin kalkmak suretiyle ülkemize yatırım geleceğini işaret etti. İnşallah bu sefer anlık müdahalelerin dışında orta ve uzun vadeli planları yapar ve uygulamayı başarırız.

İlk İşaretler olumlu

TCMB Başkanı değişti. Hazine ve Maliye Bakanı görevine başladı. İlk PPK toplantısında 475 Baz puan faiz artışı kararı alınarak MB Politika Faizi 10,25’ten 15 oldu. Faizin artışı ile MB yönetiminin hedefi; Ülkemizdeki döviz fiyatlarındaki belirsizliği ortadan kaldırmak, düşürülebildiği kadar düşürmek ve enflasyonun yükselişini kontrol altına almak.

24 Aralık tarihinde MB PPK toplantısı var. Bu toplantıda öngörüm 200 Baz Puan faiz artışı olacağı yönünde. Benim Bir yıl içinde gerçekleşecek PPK toplantılarındaki kanaatim 1500 Baz puan faiz artışı gerçekleşeceği fikrine sahibim. 24 Aralıktaki toplantıda kaç puan faiz artışı gerçekleşirse 1500 puandan düşeceğim. Yaşananlar gösteriyor ki faizin düşmesine imkân vermeyen bir sistem oluştu.

 

Sonuç Olarak;

1- Krediye dayalı bir büyüme gerçekleştiği için; firmaların faize dayalı maliyetleri yüksek. Dolayısıyla Döviz fiyatlarındaki artışın enflasyonu yükselttiği gibi faizdeki artışta maliyetin yükselmesinden enflasyonu attırıyor.

2-Faizi indirince Piyasa faizinin düşmediğini defaatle gördük. Enflasyonu düşürmek için faizi indirmeye harcadığımız enerjiyi faizi düşürmek için enflasyonu azaltmaya harcamalıyız.

3-Ekonomiyi canlı tutmak için anlık yabancı yatırımı çekiyor gibi görünerek elin parası ile keyif sürersek bunun bedelini hep beraber öderiz. Türk ekonomisinin dışa bağımlılığından kurtulması yerine kısa süreli dış kaynaklı büyümeyi yaşarız.

4-Devletin tasarruflarını arttırması gerekiyor. Hükümetin; popülist politikalardan uzaklaşması, şeffaf ve denetlenebilir yapı ile vatandaşlarımızı rahatsız eden israf harcamalarından uzaklaşması gerekiyor. Kişi başına düşen milli gelirin artması için topyekûn mücadeleye ihtiyaç var.

5-Milletimizin ise israf ve savurganlıktan uzaklaşması, kaynaklarını doğru kullanması, ithal ürünlere ilgiyi azaltması gerekiyor.

6- Meşhur söylem olan “Reformların” ihtiyaçları belirlenerek, biran önce artık adım atılmalıdır.

7- Kutuplaştırıcı siyaset ikliminden uzaklaşarak; Devletimizin, Milletimizin ve Siyasi Partilerin Ülkemizin milli hedeflerine odaklanmalıyız.

“İlk yapılan yanlışa kaza, ikincisine hata, üçüncüsüne ise tercih denir.” (Dostoyevski)

Gündelik palyatif çözümler tercihe dönüşürse yeni bir faiz artırımını veya belirsiz kur fiyatlarını beraberinde getirecektir.



Uncategorized - 12:00 am A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.